"Üstazın göçmez kardeş,ağlama sen yakın ol
Ruhen yaklaş sen ona,deme uzaktır sakın
Andıkça isimleri hayat bulacak sırrın
Adı olurmuş deli,Mevla’yı sevenlerin… ”
-HASAN BURKAY-
-Hasan Burkay (k.s.)-
Zamanın büyük mutasavvıflarından Hasaneyn-il Hüdaverdi Hz. Cenab-ı Hakk'ın gerçek dostu, Sevgili Peygamberimizin hakiki varisi, Hakk'tan aldığını halka veren, kendisini Ümmet-i Muhammede adamış, nadir
yetişen şahsiyetlerdendir. “Rical'in himmeti, dağlara takla attırır.” Sözünü, taht-ı terbiyesinde olanlara yaşatan; kendisine biat edenleri, süflî hallerden kurtararak inkişaf ettiren bir insan mimarıdır. Allah dostlarındaki kudretin; ancak onlara inanmak, bağlanmak ve rüzgar önündeki yaprak misali teslim olmak suretiyle anlaşılacağını bilmek gerekir. İslamiyetin özü, ancak O ve Onlar gibi zatlar vasıtasıyla anlaşılır. Onların varlıksız varlıkları aleme rahmettir. orta boylu, beyaz tenli, ela yeşil gözlü, huzurunda bulunulduğu zamanen kederli insanın içine bile sürur veren, bazen sevgi dolu müşfik haliyle dünyayı unutturan, bazen de heybetinden ağız açtırmayan, her hali Sevgili Peygamberimizin siretine benzeyen bir Allah dostudur. Cenab-ı Hakk'ın emirlerini ve Resulullah'ın sünnetlerini yerine getirmekteki inceliği ile nice yolunu şaşırmış insana hakkı ve hakikati buldurmuştur. Nezaket, zerafet, hoşgörü ve yumuşaklık meziyetleri ile örnek bir insandır. Bu güzel yolların İslam dinine hizmetleri, şahsını tanıdıktan sonra, çok daha iyi bir şekilde anlaşılır. Bu yolların keramet yolu değil, istikamet yolu olduğu, kerametin ancak bir kimsenin hidayetine vesile olacak ise gösterileceği, yaşanacak ve gidilecek esas yolun, Kitap ve Sünnete uygun “Sırat-ül Müstakim” yolu olduğu muhterem ağızlarından defalarca dinlenmiştir. bunun böyle olduğunu şu sözleriyle daha da kuvvetlendirmiştir: “Resulullah (sav) kulluğunu, resullüğünden üstün tutmuştur. Kulluğu Cenab-ı Hakk'a, Resullüğü ümmetine karşı olduğu için.”
Kaddesallahu sırrahül aziz. Rahmetullahi aleyh rahmeten vâsia.