23/04/2026
Bu sabah normal dağılım eğrisini düşünerek uyandım…
Biliyorum bazılarınız deli diyeceksiniz.
Bazı içerikleri belki de kendime not paylaşıyorum. Belki de çok kimse neden paylaştığımı anlamayacak ama olsun.
Üniversitede, yüksek lisansta, doktorada defalarca karşıma çıktı bu eğri.
Bu sabah ise anlık bir aydınlanma ile hayatın içinde anlam kazandı.
İçimdeki iki Zerrin’i farkettim.
Biri her şeyin o normal dağılım eğrisinin içinde, dengede ve her şeyin kusursuz olmasını isteyen.
Diğeri ise eğrinin dışında, aykırı, yaratıcı ve sınırları zorlayan.
Fark ettim ki…
Biri bana rutinleri, güveni ve istikrarı veriyor yaşamda.
Diğeri ise gelişimi, zorlukları, düşüp kalkmayı öğretiyor.
Oysa hayat…
Sadece ortalamalardan ibaret değil.
+2 ile -2 arasında akan bir bütün.
Bunu anladığında;
kimseyi “dışarıda” bırakmıyorsun.
Çünkü biliyorsun ki sınavlar, dönüşümler, büyüme…
hep o sınırların yakınında başlıyor.
Belki de mesele mükemmel olmak değil,
eğrinin neresinde olduğunu fark edebilmek.
Ve kabul etmek…
Hepsinin sana ait olduğunu.
Ortaya çıkan şey;
ne matematiksel bir model,
ne de ölçülebilir bir sistem…
Bir bütün.
Bir ağ.
Bir yaşam dokusu.
Belki de hayat;
tek bir normal dağılım eğrisi değil,
birbirine değen, dokunan, değiştiren
sayısız eğrinin oluşturduğu
anlamlı bir kompozisyon.