22/08/2026
Gündoğan yürüyüşleri benim için hiçbir zaman sadece spor yapmak ya da ruhumu dinlendirmek için çıktığım bir yol olmadı.
Temiz hava…
Yanımda yürüyen bir dost…
Adını hiç bilmediğim ama on yıldır karşılaştığımızda “Günaydın” dediğimiz insanlar…
Bir zamanlar her sabah gördüğüm, artık yürürken göremeyince içimde ince bir sızı bırakanlar…
Yürürken tanışıp sohbete daldıklarım…
Alışveriş ettiğim esnaf, simidimi aldığım fırın, incir aldığım amca, kahvemi getiren Yaren…
Ve her sabah kalbimde biriktirdiğim küçücük kareler, aklımın bir köşesine iliştirdiğim hikâyeler…
Bu sabah da o hikâyelerden biri düştü payıma.
Önce güldüğüm, sonra düşününce pek de hak verdiğim bir cümle geldi bir dosttan. Ardından da bir kahve ikramı:
“Eşinle dostunla yersen muhabbetin, namın büyür.
Kendi başına yersen popon büyür.” 😊
(Azıcık ayıp ama olsun.)
Güldüm.
Sonra düşündüm; paylaşmanın güzelliği bundan daha sade nasıl anlatılırdı ki?
Ekmeği paylaşmak, kahveyi paylaşmak, yolu paylaşmak, sözü paylaşmak…
Belki de hayat, tek başımıza biriktirdiklerimizden çok, birbirimize ikram ettiklerimizle çoğalıyor.
Söyleyene, paylaşana, ikram edene,
yoluma rastlayana ve günümü güzelleştirene şükür…
Bugün de aynadan kendime bakarken,
fazla laf etmeden birkaç yansımayı paylaşmak istedim.
Çünkü bazı sabahlar insan yalnızca yürümüyor.
Hayatın içinden geçerken, hayat da onun içinden geçiyor.