Sorbetpr Marka ve İletişim Yönetimi

Sorbetpr Marka ve İletişim Yönetimi Halkla İlişkiler, Marka ve İletişim Yönetimi, Yapım ve Prodüksiyon Hizmetleri Bu terzilerin hazırladığı elbiseler dillere destanmış! Olağanüstü!” demiş.

Çıplak Kral’ın hikayesini hatırlamayan var mı?
Ülkelerin birinde bir kral yaşarmış. Bu kralın aklı- fikri güzel ve gösterişli kıyafetler giyerek, ne kadar muhteşem ne kadar olağanüstü olduğunu görüp duymakmış. Yardımcılarını dünyanın dörtbir yanına gönderir, “bana kimsede olmayan kumaşlar bulun, en yetenekli terzileri sadece benim için çalışsınlar diye sarayıma getirin”dermiş. Günlerden birgün k

ralın kulağına bir haber ulaşmış: Sadece çok özel insanlara çok özel kumaşlar dokuyup, muhteşem elbiseler yapan iki terzi varmış. Terzilerin hünerlerini duyan kral hemen emir vermiş, bu terziler tez zamanda bulunup saraya davet edilsin diye. Terziler kısa sürede bulunup saraya getirilmiş...
Kral, terzilerden hemen çalışmaya başlamalarını ve kendisi için kimsede olmayan, bugüne kadar hiç dikilmemiş, dünyanın en muhteşem en olağanüstü elbisesini dikmelerini istemiş. Ve terziler kafa kafaya verip başlamışlar çalışmaya...
Terziler sürekli dokuyacakları kumaşın ne kadar özel olacağından ve kralın bu kumaştan diktikleri elbiseyi giydiğinde nasıl muhteşem görüneceğinden bahsedip kese kese altın ve mücevher istemişler. Kral ne isterlerse, ne kadar isterlerse hesabını yapmadan gönderiyormuş bizim terzilere... Çünkü onun aklında birtek şey varmış: Dünyanın en muhteşem en olağanüstü elbisesine sahip olmak! Kralın kafasını karıştıran, onu günlerce uykusuz bırakan tek şey terzilerin işe başlarken bu elbise ilgili anlattıklarıymış: Bu elbise öyle farklı öyle gösterişli olacakmış ki sadece akıllı olanlar görebilecekmiş. İlk duyduğunda bu fikir kralın çok hoşuna gitmiş... “Elbisemi giydiğimde kimin akıllı kimin aptal olduğunu bir bakışta anlayabileceğim” demiş. Terzilerin kral için hazırladıkları elbisenin sadece “akıllı” insanlar tarafından görülebileceği dedikodusu kısa sürede kulaktan kulağa yayılmış. Günler geçip gittikçe, kese kese altınlar terzilere teslim edildikçe kralın merakı da iyice artmış; sırayla yardımcılarını terzilerin ne yaptıklarına bakmaya göndermiş. Bir yandan da “bakalım yardımcılarım akıllı mı değil mi, şimdi anlayacağız”diyormuş. Terzilerin çalıştığı odaya giren her yardımcının ağzı hayretler içinde açık kalmış... Birkaçı terzilerin boş tezgahlarda harıl harıl nasıl çalıştığını görüp inanamamış. Birkaçı ellerine verilen hayali kumaşı inceleyip, ne kadar parlak ne kadar hafif olduğunu dinlemiş... Ama hiçbirisi kralın huzuruna çıktığında “ne kumaş ne de elbise yok...” diyememiş. Akıllı olmak başa bela, hepsi de ağız birliği edip “Muhteşem! Ve günler günleri, haftalar ayları kovaladıktan sonra beklenen gün gelmiş. Terziler ellerinde kral için hazırladıkları “muhteşem, olağanüstü” elbise ile kralın huzuruna çıkmışlar. Kral gözlerine inanamamış. Evet, hayatında böyle bir elbise görmemiş... Ve terzilerin elbiseyi kendisine giydirmelerine izin vermiş. Elbisenin giydirilmesi saatler sürmüş... Nihayet kral, halkını yeni elbiseleriyle selamlamak için hazır olmuş!
Önde kral, arkada yardımcıları halkı selamlamak için yürümeye başlamış. Yürüdükçe “Muhteşem! Olağanüstü!” fısıltılarını duyan kral, “işte benim halkım... hepsi de çok akıllı ve hepsi de elbisemi gördü...” diye mırıldanmış. İşte ne olduysa o an olmuş ve kalabalıktan sıyrılıp en öne çıkan bir çocuk bir anlık sessizlikten faydalanıp “kral çıplak, kral çıplakkkkkkkk” diye bağırmaya başlamış.....
Kral çıplak mıymış? Terziler gerçekten kralın istediği “muhteşem, olağanüstü” bir elbise mi yoksa görünmeyen bir elbise mi dikmişler? Peki ya çocuk? Çocuğa ne olmuş? Kim akıllı, kim aptalmış? Biz de hikayeyinin sonunu anlatanın anlattığı kadarıyla biliyoruz...
Gelelim bizim hikayemize... Yaptığımız işi "iletişim" olarak tanımlıyor, iyi bir iletişimci olmanın sırrının da iyi bir hikaye anlatıcısı olamaktan geçtiğine inanıyoruz. Modern zamanların hikaye anlatıcıları olarak yazıyor, çiziyor, tasarlıyor, fotoğraflıyor ve görüntüleyerek doğru hikayeyi en etkili şekilde anlatmaya çalışıyoruz. Belki de anlatılması en zor hikaye insanın kendisine ait olan... Sahi, sizin hikayeniz ne?

Özel Saygınkent Anaokulu, Ulu Önder Atatürk’ün çocuklara armağan ettiği 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı fa...
21/04/2022

Özel Saygınkent Anaokulu, Ulu Önder Atatürk’ün çocuklara armağan ettiği 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı farkındalık yaratacak bir organizasyonla daha da anlamlı hale getiriyor.
Görme engelli bireylerin hareket kabiliyetlerini geliştirerek yaşam kalitelerini arttırıp, çevrelerine daha rahat adapte olmalarını sağlamak amacıyla rehber köpekler yetiştiren ve ücretsiz olarak görme engellilerin hizmetine sunan Rehber Köpekler Derneği’nin Kurucu Başkanı Av. Nurdeniz Tunçer ve rehber köpeği Kara, Özel Saygınkent Anaokulu’nun davetlisi olarak 23 Nisan kutlamalarına katılarak hem derneğin çalışmalarını ve rehber köpekleri anlatacak hem de bayram coşkusunu tüm çocuklar ve velileriyle yaşayacak.
Çocukların bayram coşkusuna böylesine anlamlı bir farkındalık kazandıracağımız için mutlu ve gururluyuz. Özgür Hakan Aslan Yesim Ozcan

08/03/2022

Sorbetpr olarak yürüttüğümüz çalışmalarda dili kullanmaya özen gösteriyoruz. Kutlamıyor "hatırlatıyoruz"

03/03/2022

Dünya Sağlık Örgütü, 2050 yılına kadar 2 buçuk milyar insanın farklı seviyelerde işitme kaybı sorunu yaşayacağını öngörüyor.

3 Mart Dünya Kulak ve İşitme Günü’nde, kulak sağlığımız için çalışan tüm sağlık profesyonellerine sonsuz teşekkür ediyoruz. Gentek Medikal

Yıl 1905... Viyana’ya bir genç adam gelir ve Güzel Sanatlar Akademisi’ne başvurur. Bir hayali vardır: Sanatçı olmak ama ...
20/02/2022

Yıl 1905... Viyana’ya bir genç adam gelir ve Güzel Sanatlar Akademisi’ne başvurur. Bir hayali vardır: Sanatçı olmak ama reddedilir... O da hayalini gerçekleştiremeyince Alman ordusuna katılır ve sonra...
Sonra mı? Sanatçı olarak değil bir asker olarak dünyanın akışını değiştirir. Kimdir o gün hayalleri yıkılan bu genç? O genç, Adolf Hitler’dir... İşte bu bir kelebek etkisidir!
Kelebek etkisi… Bu teorinin babası, Amerikalı bir bilim insanı olan Edward N. Lorenz.
Lorenz aslında bir meteorolojisttir ancak bulduğu bu teori birçok bilim dalını etkilemiştir.
”Afrika’da kanat çırpan bir kelebek, Amerika’da fırtınalar yaratır.”
Hayatımızın bazı dönemlerinde başımıza gelen ve çoğu zaman da “tesadüf” dediğimiz olayların, rastlantıların o günden sonra nasıl yaşamımızın farklı olmasına yol açtığını hiç düşündünüz mü?

Marka ve iletişim danışmanı ve kurucumuz Yeşim Özcan, Paydos’da ni anlattı.
Okumak için:

Çalışanıyla, ekibiyle zorlukları da başarıyı da “biz” olup paylaşan nam-ı diğer “ubuntu yapan” ların hikayesi hep bilini...
17/02/2022

Çalışanıyla, ekibiyle zorlukları da başarıyı da “biz” olup paylaşan nam-ı diğer “ubuntu yapan” ların hikayesi hep bilinir, dilden dile kulaktan kulağa söylenir.
Peki nedir bu "ubuntu"?

Batılı bir antropolog, sosyal çalışmalar yaptığı Afrikalı kabilenin çocuklarına bir oyun oynamayı önerir. Oyunun kuralı basittir: Ağacın altına koyduğu meyvelere ilk ulaşan ödülü kazanacaktır.

Çocukları yüz metre ilerde başlangıç çizgisinde bekletir. Onlara “Hadi, şimdi başlayın birinci olan ödülü alacak” der ve yarışı başlatır. O anda bütün çocuklar hayret uyandırıcı bir şekilde el ele tutuşur, ağacın altına aynı anda koşup hep beraber varırlar. Sonra da ağacın altında daire oluşturarak oturup mutluluk içinde meyveleri hep birlikte yemeye başlarlar.

Antropolog gözlerine inanamaz. Neden böyle yaptıklarını sorduğunda şu yanıtı alır; “Bu Ubuntu. Nasıl olur da diğerleri mutsuz iken sadece birimiz mutlu olur ve ödülü tek başına yiyebilir ki?’’

Markalar için de durum böyledir aslında... Birlikte üretmek çözüm bulmak, ilerlemek....

Marka ve İletişim danışmanlığı yaptığımız markalar için çalışırken değerli yöneticileriyle birlikte hareket ediyor, keyifle üretiyoruz.

Zürafa mısın yoksa çakal mı? Sema Alevcan, Gentek Medikal in kurum bülteni Paydos için şiddetsiz iletişimi anlattı. Keyi...
16/02/2022

Zürafa mısın yoksa çakal mı? Sema Alevcan, Gentek Medikal in kurum bülteni Paydos için şiddetsiz iletişimi anlattı. Keyifli okumalar.

Kedi gibi bencil, köpek gibi sadık, karınca gibi çalışkan, aslan gibi cesur, kuşlar gibi özgür, tilki gibi kurnaz... liste böyle uzar gider. Kimini kendimize kolayca yakıştırırız, kimi hep ötekine atfedilen olur. Sorsak kendimize çakal mıyım zürafa mı, sanırım kimse çakal gibi yere yakın dar görüş açısıyla etrafa saldıran, ona saldırılınca da donup kalan, leşlerle beslenen biri olmayı tercih etmez. Onun yerine her şeye uzak mesafeden bakabilen, kocaman kalpli, tükürüğü bile en sert dikenleri eriten, fotoğraflarına baktığımızda kalbimizi şefkatle dolduran zarif bir zürafa olmayı ister.

“Çakal mısın zürafa mı? Benim kendimce yanıtım; çakalımı görebildiğim, onu da sevebildiğim sürece zürafayım.” Sema Alevcan, Paydos için yazdı…

Okumak için: https://bit.ly/369CkVN

Marka ve İletişim Danışmanı/Hikaye Anlatıcısı ve kurucumuz Yeşim Özcan, Antalya'da, Sahil Güvenlik Okul komutanlığı öğre...
24/07/2019

Marka ve İletişim Danışmanı/Hikaye Anlatıcısı ve kurucumuz Yeşim Özcan, Antalya'da, Sahil Güvenlik Okul komutanlığı öğrencileri ile bir araya geldi. "Masallarda Kelebek Etkisi" temalı masal gecesinde masal öncesi "Kendi Fırtınamızın Kelebeği Olmak" başlığı ile iletişimde kelebek etkisini anlattı...

Antalya Sahil Güvenlik Okul Komutanlığı'nda olacağız...
17/07/2019

Antalya Sahil Güvenlik Okul Komutanlığı'nda olacağız...

Dünya Saati etkinlikleri kapsamında gerçekleştirdiğimiz "Bi'Dünya Masal" Projesi basın yansımaları... Destek veren basın...
17/04/2019

Dünya Saati etkinlikleri kapsamında gerçekleştirdiğimiz "Bi'Dünya Masal" Projesi basın yansımaları... Destek veren basın mensuplarına çok teşekkür ederiz.

Address

Meneviş Sok. 72/2
Çankaya

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Sorbetpr Marka ve İletişim Yönetimi posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Practice

Send a message to Sorbetpr Marka ve İletişim Yönetimi:

Share